equalizer.gif (240Ã?320)
 
 hamza goksal ,   abi iyi yayinlar ispanya barcelonadayiz seni dinliyoruz yine bi parca bekliyoruz senden mars lojistik calisanlari...    |           Muhammed (İstanbul esenyurt) ,   Selamün aleyküm nasilsin gardaşım kaptaşlı muhammed ben ereğliye istanbul dan selamlar ...    |           celal (yıldız) ,   neşet ertaştan gönül dağını rica ediyorum dinleyen herkese gelsin...    |           Savaş bozkurt (Kdz ereğli) ,   Erdemir oto merkez çalışan kaptanları sıradaki parça tşkler...    |           HÜLYA (ANTALYA) ,   yonca lodi -emanet çalar mısınız eşim ayhan lafcı için teşekkürler iyi yayınlar ereğli ye selamlar...    |           HÜLYA KOÇDEMİR LAFCI (ANTALYA) ,   Selam karizmatik yaklasık 10 seneden beri sizi dinliyorum ,başarılar diliyorum sizee net üzerinden Antalya da da dinlemeye devam:)ben eşim Ayhan Lafcı ve Ereğli deki tüm sevdiklerime kayahan dan 365 gün şarkısını istiyorum teşekkürler...    |           berkant akçakese (kandilli) ,   yeni yayın hayatın da başarılar dileriz kandilliden AKÇAKESE AİLESİ...    |           massoud (bayburt) ,   selamun aleykum massouddan wish e sıradakı sarkıyı calar mısın ...    |           mesut (bayburt) ,   bak yesil yesil emel sayından calar mısınız massouddan wish e ...    |           wish (onguldak/eregli) ,   kolay gelsin iyi yayınlar tolga bey wish ten massouda sıradaki farca gelsin olurmu tşkler yarın kacta geliyim ?...    |           yasar gumus (subasi) ,   iyi geceler iyi yayinlar can radyo ailesi...    |           yasar gumus (subasi) ,   iyi geceler iyi yayinlar can radyo ailesi...    |           ismail akçıray (kdz.EREĞLİ) ,   tek kelimeyle harika... ileride dahada gelişeceğinden şüphe duyulmayacağı aşıkar olan sitenizin şehrimize vede ülke vatandaşlarımıza hayırlara vesile olmasını canı yürekten arzular yayın hayatınızda başarılar dilerim....    |           nuray (kd ereğli bağlık) ,   gurup ozanca altın yüzüğüm kırıldı...    |         
Kullanıcı:    Parola:    Üye Ol   Şifremi Unuttum  
 
CAN RADYO FM 99.0 Mhz.
Canınıza Can Katan Radyo
 
 

ÇİZGİ ÜSTÜ'NDE 'TAŞERON OLMAK' KONUSU ELE ALINDI

 

Karadeniz Ereğli basınının seçkin isimlerinden Altan Akçakese, 14 yıl aradan sonra Can Radyo ile yeniden döndüğü programcışıl hayatının yeni döneminde ilk programlarını geride bıraktı.

Bir program klasiği haline gelen Çizgi Üstünün 1 Şubat Pazartesi günü yayınlanan bölümünde, bölgemizdeki taşeron işçilerinin sorunları, beklenti ve taleplerini ele alan Akçakeseye özellikle Erdemir, Karadeniz Ereğli Belediyesi ve maden ocaklarında çalışan onlarca taşeron işçisinden mesaj yağdı. Yaklaşık iki saat boyunca bu konuyu enine boyuna irdeleynüen Akçakese, zaman zaman geçmişe ait anekdot ve bilgileri de paylaştığı programda özellikle Erdemir ve Belediye yönetimlerine ince eleştiriler yöneltti.

İşte Çizgi Üstünden Altan Akçakeseye ait bazı yorumlar:

Erdemir’de yıllarca emek ve alın teri döken ve aynı yıllar içinde daimi kadroya geçme hayallerini sürekli olarak ötelemek zorunda kalan taşeron personelinin durumu. Erdemir’de çeşitli firmalar altında çalışan ve çalışma alanları dikkate alındığında fabrikanın stratejik noktalarında görev yaptıkları gerçeği gözler önüne gelen bu işçilerin hayalleri ve umutları bir yana, yıllarca sürdürülen babadan oğula geçiş modeli, bu işçilerin önlerindeki en büyük engel olarak duruyor. 
 
Erdemir, devletin elindeyken de, emekli olan personelin yerine, o personelin oğlunun işe yerleştirilmesi geleneğini sürdürüyordu. OYAK Grubu Erdemir yönetimini devraldıktan sonra da, özellikle Karadeniz Ereğli’deki bazı kesimler bu geleneğin sonlandırılması gerektiğini, ilçe genelindeki işsizliğin ve buna bağlı olarak da her geçen yıl daha da artan dış göçün önüne bir nebze de olsa geçilebilmesi gerektiğini ısrarla beyan etmişlerdi. Özelleştirmeyi takip eden ilk yıllarda OYAK Grubu’nun bu değişime sıcak baktığını biliyoruz. Ancak buna rağmen zaman içinde babadan oğula geçiş geleneği devam ettiği gibi, oğulları olmayan emekli personelin kızı, gelini ya da damadı gibi yakın akrabalarının şirkete alınmalarıyla birlikte bu gelenek kaldırılmak bir yana kapsamı daha da genişletildi.
 
Bugün şirket içinde küçük bir araştırma yapılsa ve Erdemir içinde görevli personelin kaçının Ereğli çocuğu olduğu incelense, bu sayının çok az bir rakama tekabül edeceği görülecektir.
 
Herhangi bir işin ehli olmayı başarmış binlerce Ereğli gencinin işsiz olduğu ve başka alanlarda iş bulabilmek için göç etmek zorunda kaldığı günümüzde, bu gençlerin varlığının göz ardı edilmek istenmesi ve ısrarla da babadan oğula geçiş prensibi ayakta kalsın, mantığı ile hareket edilerek hiçbir işte ehil olmayan yüzlerce insanın işe yerleştirilmesi pek de mantıklı bir uygulama gibi gelmiyor. 
 
Yıllarca taşeron firmalarda çalışıp bir gün geldiğinde daimi kadroya geçmeyi isteyen ve bunu hedefleyen, bunun ruyası ile yaşamlarını sürdürten işçi kardeşlerimizi de birilerinin görmesi lazım. Bu arkadaşlarımız başarılı birer ç.alışan oldukları için zaten yıllardır bu kuruluş içinde çalışma başarısını göstermektedirler. Her biri de kendi alanlarında ustalaşmış ve gerçek bir Erdemirli olmayı hak eden insanlar. Erdemir yönetiminin bu gerçeği mutlaka masaya yatırması gerekmekte, bununla birlikte, göreve geldikleri günden bu yana işçi kesimi ile omuz omuza vererek gerçekleştirdikleri başarılı çalışmalarla göz dolduran Türk Metal Sendikası Ereğli Şubesi yöneticilerinin de taşeron işçilerinin bu haklı davalarında yanlarında olması ve gereken desteği verip ilgili çalışmaların başlatılması için de düğmeye basması gerektiğine inanıyorum. 
 
Geçen yıl 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma faciası başta olmak üzere sık sık iş kazalarıyla gündeme gelen taşeron işçilik sorunu, giderek büyüyor. Kamu kurumları başta olmak üzere birçok kuruluşun ulaştırma, güvenlik, temizlik gibi alanlarda başvurduğu taşeronluk sistemindeki sorunlar, hükümetin yıllardır verdiği sözlere rağmen bir türlü giderilmedi.
 
Kamu kurumları ve büyük holdingler ile birçok özel kuruluş, temizlik, yemek ve ulaşım başta olmak üzere çeşitli hizmetleri taşeron işçiler eliyle yürütüyor. Bu sistemde, hizmet alımında doğrudan işçi çalıştırmak yerine bir firma ile sözleşme yapılıp o firmanın işçileri çalıştırılıyor. Bu tablonun ereğli Belediyesindeki en iyi şahitlerinden biri de benim. Bu yöntem ucuz olmasının yanı sıra işveren için ‘sorunsuz’ olduğu için tercih ediliyor. İşçinin yemek, sigorta, maaş gibi bütün yükümlülükleri taşeron firmada oluyor. İşçilerle tek tek muhatap alınmak yerine taşeron firma muhatap alınıyor. Ancak hizmet alım yöntemi ile taşeron işçilerin yoğun şekilde istihdam edilmesi, çeşitli sorunları da beraberinde getiriyor. Taşeron firmalar, daha çok kâr elde edebilmek için örneğin 10 işçi ile yapılması gereken işi 7 işçi ile yapıyor. Birçok kurumda işçiler 8 saatten fazla çalıştırılıyor. Örnek mi...? İşte belediyeler! Kimi zaman haftalık izinler  bile kullandırılmıyor. Mesai ücreti ödenmiyor. Yer yer maaşları düzenli verilmiyor.
 
Devletten alacağını hemen alan taşeron firmalar, işçiye ödeme yapmaya gelince sürekli geciktirme taktiği uygulayarak parayı nemalandırıyor. Tazminata hak kazanmasın diye 11 aylık olan işçi, işten çıkmış gibi gösterilip bir iki gün sonra tekrar işe alınmış gibi gösteriliyor. Bu yöntemle 10 yıl boyunca aynı taşeron firmada çalışan işçinin bile tek kuruş kıdem tazminatı birikmiyor. Mesai sınırlaması olmaksızın çalıştırılan bu işçiler, fazla mesai durumunda mesai ücreti alamıyor. Yıllık izin de kullanamıyor. Yıllarca çalışmalarına rağmen maaşları hep asgari ücret düzeyinde kalıyor.
 
 
Taşeron sistemi özellikle gelişmiş ülkelerde sıkça kullanılan bir istihdam şekli. Ne var ki, Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu (BUSINESSEUROPE) bizim yıllar önce kabul ettiğimiz "birlikte sorumluluk" ilkesine yanaşmıyor. Sorumluluğun paylaşılması halinde Avrupanın zaten var olan krizden çıkışının mümkün olmayacağı, dünyanın diğer bölgeleriyle rekabet noktasında bundan zarar göreceklerini düşünüyor. Nitekim işçi sendikalarının ısrarlı tutumuna rağmen Avrupa Parlamentosunda bu konuda bir karar çıkarılamadı. Küreselleşmeyle beraber, uzmanlığın öneminin artmış olması, yeni teknolojilere hızla uyum sağlanması ihtiyacı, esnek istihdam modellerinin ortaya çıkması gibi hususlar, taşeronlaşmayı arttırdı.
 
Taşeron kullanımı ülkemizde üretimin devamlılığı noktasında olumlu tesirleri olan, işlerin daha kısa sürede ve uzmanlık çerçevesinde yapılmasını sağlayan bir uygulama. Ancak taşeron uygulamasının haksız kazanımlar elde etme amaçlı kullanılması elbette kabul edilemez bir durum. Aynı zamanda bu haksız kullanımın rekabete olumsuz yansımaları olduğu gerçeği de göz ardı edilmemeli. Özellikle taşeron yanında çalışan işçilerin başta kıdem tazminatı olmak üzere, yıllık ücretli izin, sendikal haklar, ücretlerin tam ve zamanında ödenmesi ile ilgili sorunlar yaşadıkları bir gerçek. Taşeron yanında çalışıp da kıdem tazminatına kavuşanların sayısı neredeyse yok denecek kadar az.
Bugün özellikle kamu kesiminde taşeron kullanımı çok ciddi boyutlara ulaştı. Kamuda yaklaşık 1 milyon taşeron istihdamı var. Özellikle kamuda taşeron işçiye ödenmeyen haklar ve kıdem tazminatı üzerinden, kamuda muvazaalı durum nedeniyle, alt işverenlik uygulaması kamu maliyesini zor durumda bırakmaya başladı. Nitekim bu tespiti bizzat Çalışma Bakanı Faruk Çelik yaptı.
Ancak bu noktada önemli bir konu da "muvazaa" konusu, asıl işin dışındaki işleri yapan taşeron şirketlerin işçilerine asıl iş kapsamındaki işler de yaptırılıyor. Bu durumda alt işveren üst işveren ilişkisi hileli (muvazaalı) bir şekilde kurulmuş oluyor.
Böyle bir durumun ortaya çıkması halinde, ki bu durum genellikle bakanlık müfettişlerinin denetimlerinde ortaya çıkıyor, işveren, yasa dışı çalıştırdığı işçi başına ceza ödemek ya da işçiyi asıl işçi kapsamına alarak bireysel sözleşme imzalamak zorunda. Türkiyede işverenler, taşeron sisteminin devam etmesi için, muvazaadan doğan cezaları ödemeyi göze alıyor. İşte ereğli Belediyesi... işten atılan onlarca taşerona tazminat ödemek zorunda kaldı.
 
Taşeron uygulaması Türkiye için bir ihtiyaç. Uygulamada bu ve benzeri sorunlar bulunmasına rağmen, taşeron uygulaması Türkiye için bir ihtiyaç. Bir kişiyi istihdam etmenin mali yükü işverenler açısından son derece ağır. Bu konuda yani yüklerin fazlalığı bakımından OECD ülkeleri içerisinde ilk üçte yer alıyoruz. Diğer yandan, çalışma yaşamında esnek çalışma yöntemleri de bir zorunluluk halini alıyor. Rekabetin korunması bakımından, bu konu işverenler için hayati bir öneme sahip.
 
Elbirliği ve dayanışma içinde bu yolu kolaylaştırmak için herkes çaba ve gayret göstermelidir. Ama işçiler ve sendikalar için asıl hedefin; taşeron sistemini sona erdirecek, “güvencesiz”liğe zemin yaratacak her türlü çalışma ilişkisini, biçimini ortadan kaldıracak köklü bir değişiklik olduğu bir an için dahi olsa akıldan ve gündemden çıkarılmamalıdır.
 
Tarih       : 01 Şubat 2016
 
 

 

Tüm Hakları Saklıdır. | All Rights Reserved | Copyright © 2015

ÇAĞLAYAN YAYIMCILIK VE REKLAMCILIK A.Ş.

İzleyici Temsilcisi : Mustafa KELEŞ

info@ereglicanradyo.com